Başkanımızın Hürriyet gazetesinde yayınlanan röportajı – Güvenli internet için 7 adım

Dijital çağda doğan her yeni bebek, bir önceki zaman diliminde doğanlara göre daha fazla dijital ortamda dünyaya geliyor. Bebeğin haberi bile olmadan dünyaya gelir gelmez resimleri çekiliyor ve ailesi tarafından sosyal medyada paylaşılıyor. Böylelikle onun ilk dijital bilgileri toplanmaya başlanıyor. Bu, hayatı boyunca devam ediyor. Belki de yedi yaşına geldiğinde kendisinin terabaytlarca verisi dünyanın farklı sunucularında depolanmış oluyor. Aslında, kendisinin onayı olmadan kişisel verileri bu şekilde kaydediliyor.

Hayatımızın bir parçası haline gelen internete artık sadece bilgisayarla değil cep telefonu, tablet, hatta oyun konsollarıyla bağlanılıyor. Bir tuşla veya dokunmayla internet üzerinde herhangi bir sayfaya kolaylıkla ulaşılabiliyor. Çocuklarımız artık daha erken yaşta telefona sahip oluyor ve bu durum; virus, kötü amaçlı yazılım ve SMS sahtekarlığı gibi pekçok riskle onları karşı karşıya bırakıyor. O zaman burada sorulması gereken en önemli sorular şunlar; “Çocuklarımız en erken kaç yaşında akıllı telefona sahip olmalı, ne zaman sosyal medya ve e-posta hesabı açmalı?” Cevapların verilmesi için eğitimci, pedagog ve bilişimcilerin ortak çalışarak akıllı cihazları kullanım yaş modelini ortaya koyması gerekiyor.

HEM AİLEDE HEM OKULDA EĞİTİM
Çocuklarımız birey olarak yavaş yavaş interneti kendi başına kullanmaya başladığında, “bu devasa bilgi ağı yapısında kendisine nasıl yol açacak? Hangi verilerini paylaşacak? Ve en önemlisi, kendisini bu dijital dünyada bilgisayar korsanlarından ve kötü amaçlı insanlardan ya da sistemlerden nasıl koruyacak?” soruları gündeme gelecek. Çünkü anne-babalar nasıl gerçek ortamda çocuklarını kötü insanlardan korumaya çalışıyorsa, aynı şeyi sanal ortamda da yapmak zorunda. Bu yüzden çocuklarımıza güvenli internet kullanma konusunda yol göstermeli ve onların elinden tutarak nasıl yürümeyi öğretiyorsak güvenli interneti de kullanmayı öğretmemiz gerekiyor. İnterneti güvenli kullanma eğitimi hem aile bireyleri hem de okullarda ilgili derslerde öğretmenler tarafından verilmeli.

Dikkate alınması gereken belki de en temel problemlerden birisi de, yaşadıkları gerçek hayatla sanal hayatı birbirine karıştırmalarıdır. Hayatını sanal ortamda daha fazla yaşayan bir birey için psikolojik rahatsızlıklar oluşabilir. Bu, topluma zararlı bir bireye dönüşmesine sebep olabilir.

ONLARA KLAVUZ OLUN
Çözüm olarak şu ana başlıkları sıralayabiliriz:

1- Çocuklarımızı internette dolaşırken tek başına yalnız bırakmamak gerekiyor. İnternete birlikte girebileceğimiz zaman dilimleri yaratır ve kendi başlarına saatlerce internette dolaşmalarına izin vermezsek, interneti doğru kullanmaları konusunda klavuzluk edebiliriz.

2- Bilgisayarla karşılaşan çocuk ve gençler aslında oyun, eğitim, gezinti/paylaşım şeklinde temel farklı kategoriler arasında etkileşime giriyor. Burada onlar için bir denege kurulmalı bu üç kategoriden eğitimi ön plana alarak dengeli bir dağılım sağlanmalı. Bilinmeyen sitelere mümkün olduğunca girilmemesi gerekiyor.

3- Çocuklar daha dış dünyayı tam olarak algılayacakları yaşa kadar sosyal medya ve e-posta hesapları oluşturulmamalı. Sonrasında açılan hesapların kullanımında yine aile bireylerinin, çocuklara ne türden yazışmalar yaptığı konusunda yol göstermesi lasım. Örneğin tanımadığı insanların arkadaşlık davetlerini kabul etmemeleri konusunda uyarılmalı ve sosyal medyanın haberleşme, eğlence, eğitim ve bilgi kaynağı olarak kullanılabileceği anlatılmalı.

NELER YAPTIKLARINI TAKİP EDİN
4- İnternet ortamında, sosyal medyada ve diğer iletişim kanallarında, paylaşılan resim ve yazı gibi içeriklerin hiçbir zaman silinemeyeceği bilinci verilmeli. Yani söylenen, ifade edilen her bir kelime sonrasında hayatlarında karşılarına çıkabilecek.

5- Çocuklarımızın sosyal medya hesaplarına arkadaş olarak eklenerek onların neler yaptığı, hangi içerikleri paylaştığı takip edilebilmeli.

6- Arkadaşları ve diğer kullanıcılar tarafından gönderilen e-posta veya diğer farklı kanallarla iletilen dosyaların içeriğinden emin değilse veya içerikler kendisini rahatsız ediyorsa, onları açmaması ve özellikle başkalarına yönlendirmemesi gerektiği konusunda uyarmak gerekiyor.

7- Şifrelerin basit ve başkaları tarafından tahmin edilecek şekilde olmaması önemli. Öte yandan her bir internet sitesi veya uygulama için farklı şifre kullanılması işi zorlaştırıyor (birbirinden farklı 25 şifreyi kaçımız ezberleyebilir?). Bu nedenle bazı uzmanlar şifrelerin ya cüzdan gibi güvenli bir yerde ya da güvenli parola yöneticisi uygulamaları kullanarak saklanmasını öneriyorlar.

Çocuklarımız bizim için değerli olduğundan, dijital çağda onların interneti doğru ve dikkatli kullanmalarını sağlamamız en önemli görevimizdir. İnterneti tüketim aracı olarak değil bilgiyi üretim aracı olarak kullanabilme becerisini kazandırmak hem çocuklarımız hem de ülkemiz için en önemli kazancımız olacak.

http://m.hurriyet.com.tr/guvenli-internet-icin-7-adim-40687427

Ahmet Ercan TOPÇU – Kamu Siber Güvenlik Derneği Başkanı